Evet… Cinnet getiriyorum.

      İnsanlığın sona doğru yol aldığı fısıldanıyor kulağıma. Onurlu bir eylem oluyor; konuşmak; kendimle, kalabalık sesler arasında. Pergel ya da gönye her ne ise dengede tutmaya yetmiyor zihnimi, günah ve sevap arasında sallanan tokmak, günahın çanlarına vuruyor benim için her defasında.

      Hafzalam yetmiyor yüklendiğim acıların ve düştüğüm hataların hesabını tutmaya. Umutla çıktığım her yolculukta çaresizliğin kıyısına vuruyor ruhum.

     Evet! Cinnet getiriyorum. Kaskatı kalıyorum herkese aydınlık ve cazibeli, bana zifiri karanlık meşgaleler arasında. Yalnızlık, en güzel gölgelik oluyor sığınabilecek gücüm kaldıysa. Gardım kalabalıklara yenik düşüyor, sonra. Gördüğüm mahzun ya da cilveli bir bakışla.

      Cinnetimin onurunu kurtarmak için çaresizliğimin yakasına yapışıyorum. Ne olur! Bırakma beni. Herkesi ve her şeyi bıraktığın gibi. Ne olur! Kalkmasın başım yerden ki dirilmesin nefsim, akmasın hislerim dünyalıklara.

      Ve dünya, zindanım olsun özgürlüğe tutsak gidilen bu yolda. Cinnetim; onurum, yolum; çaresizlik, yoldaşım; yalnızlık olsun anlamsız kalabalıklar arasında…

M. Musab ÖNDER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here