Halil Cibran Kimdir?

Filozof, şair ve ressam Halil Cibran, 1883 yılında Lübnan’da dünyaya geldi. Çok kültürlü bir hayatın içinde yetişen Cibran’ın eserleri ilk günden itibaren büyük yankı uyandırdı. İngilizce ve Arapça yazdığı eserleri onlarca dile çevrildi. Aynı zamanda çok başarılı bir ressam olan Cibran, Auguste Rodin’in öğrencisidir. 1923’te yayımlanan Nebi adlı eserinde, toplam yirmi altı şiir yer alır. El Mustafa kitabı bir kâhinin on iki sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılışını halka bütünleşmesini konu alır. Eseri Hazreti Muhammed’e işaret olarak yorumlayanlar olmuştur. Ancak, “Göğsümün bir yanında İsa, diğer yanında ise Muhammed oturur” sözü yazarın kendisinin ifadesidir. İnsanoğlu İsa isimli eserindeyse Hazreti İsa’yı insan olarak farklı bir açıdan ele almıştır. 1931’de henüz kırk sekiz yaşında Amerika’da hayata gözlerini yumdu. Geride yüzlerce tablo on altı kitap bıraktı.

Ermiş

Kitabın ana karakteri El Mustafa adındaki bir bilgindir. El Mustafa seneler önce Orphalese kentine gelmiş ve kendisine inanıp düşüncelerine saygı gösteren insanlara bildiklerini öğretmiştir. Kendisine ilk inanan ve en çok sevdiği talebesi ise El Mitra adındaki genç bir kadındır. Kente gelişinin ardından El Mustafa’nın peşine ilk o düşmüş, düşüncelerine en fazla o değer vermiştir. Fakat şimdi ayrılma zamanı gelip çatmıştır ve diğer Orphaleselilerin yanında en çok üzülen de El Mitra olacaktır.

El Mustafa Orphalese’de geçirdiği uzun zamanın ardından tüm bildiklerini aktardığını fark ettiğinde gitme zamanının geldiğini anlamıştır. El Mustafa’nın şehirden ayrılacağı haberi tüm kente hızla yayılmış ve El Mustafa, kentten ayrılacağı vakit geldiğinde gemiye binmeden önce tüm Orphalese halkını toplanmış ve hüzünle dolu olarak bulmuştur.

El Mustafa bu manzara karşısında hüzünlenmeden edemez fakat bu kentte görevinin sona erdiğinin de farkındadır. Fakat El Mustafa ayrılmadan önce herkesin ona soracağı bir sorusu vardır. Böylece El Mustafa gemiye binmeden önce hayat ve insanlık hakkında birçok önemli konuda insanların sorularını cevaplar. Bu yanıtların içinde hayatın en önemli noktaları, hatta mutluluğun sırrı gizlidir. Tek tek aşk, evlilik, çocuklar, vermek, yemek ve içmek, sevinç ve üzüntü, ev ve evin önemi, giyecekler, alım ve satım, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, sebepler ve arzular, acı, bilgelik, öğretme, arkadaşlık, konuşma, zaman, iyi ve kötü, dua, zevk, güzellik, din ve son olarak da ölüm konularında sorulan sorulara bilgece yanıtlar verir. Ve böylece Orphalese kentindeki son görevini de yerine getirmiş olur. Kısa ama hüzünlü bir vedanın ardından gemiye binip bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkar.

‘Bugün çıkarıp attığım sırtımdan, bir giysi değil, kendi ellerimle parçaladığım ten. Ardımda bıraktığım, bir düşünce de değil, açlık ve susuzluğun tatlandırdığı bir yürek.’

‘Zira aşk, nasıl sizi taçlandırırsa öyle de sizi çarmıha gerecektir. Nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir.’

‘Ve alıkoyabileceğiniz herhangi bir şey var mı? Sahip olduğunuz her şey günün birinde verilmiş olacak. Öyleyse şimdi verin, verme mevsimi sizin olabilsin diye ve varislerinizin değil. Çoğu kez ‘Vereceğim, fakat yalnızca layık olana.’ dersiniz. Bağınızdaki ağaçlar böyle demez, ne de meranızdaki sürüler. Yaşayabilmek için verir onlar, zira esirgemek helak olmaktır.’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here