George Orwell Kimdir?

İngiliz roman ve deneme yazarı olan Orwell’in aslı adı Eric Arthur Blair’dir. George Orwell1903 yılında Hindistan’ın Motihari kentinde dünyaya geldi. Eton’da öğrenimini tamamladıktan sonra 1922 yılında Birmanya’ya gitti. Hayvan Çiftliği kitabı yazara büyük beğeni ve maddi imkân sağladı. Bir diğer eseri olan 1984 isimli kitabı yazar için daha büyük bir başarı getirdi; fakat yazar, tüberkülozun son evrelerinde olduğu için bu başarısının tadını çıkaramadı. 1950 yılında büyük bir savaştan çıkmış ülkesinin başkenti olan Londra’da hayata gözlerini yumdu.

Hayvan Çiftliği

George Orwell’ın yazmış olduğu “Hayvan Çiftliği” dünya edebiyatında eleştiri türünün en başarılı yapıtlarından birisidir. Kitabını sade bir dille yazan George Orwell, masalsı bir anlatım sergilemiştir. Kitabın alt başlığı da “Bir Peri Masalı” olarak geçmektedir. Fakat, Orwell masalsı ögeleri kullanmak yerine gerçek olaylardan yola çıkmış ve eleştiri türüne farklı bir boyut kazandırmıştır. 1945 yılında ilk basımı yapılan kitap, 1940’lardaki sosyalizmi ele almaktadır. Orwell’ın, kitap kahramanlarını insan olarak değil de hayvan olarak kullanması kitabın daha çok dikkat çekmesini sağlamıştır. Her bir hayvan karakteri aslında her bir insan tiplemesinin örneğidir. Orwell, insan tiplemelerini hayvanlara o kadar iyi uyarlamıştır ki, kitabın sonunda hayvanlar ve insanlar birbirlerinden ayırt edilemez hale gelmiştir. Belki de hayvanlar ve insanlar arasında hiçbir fark yoktur. Önemli olan gücü elinde bulunduran kişinin izlediği yoldur.

Orwell, Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği’ni eleştiren ve sosyalizmin pratikteki ve uygulamadaki farkı ustaca dile getirmiştir. Kitapta hayvanlar “Eşitlik” kavramını kendilerine yol olarak belirleseler de, eşitlikten yoksun bir hayat sürmüşlerdir. İktidarda olma isteği, farklı insan tipleri eşitliğe engel oluşturmuştur. Orwell, sistemin ve karakterlerin adını vermeden keskin bir anlatımla kolayca okuyucuya bu tipleri yansıtmayı başarmıştır.

Napoleon adlı domuz gerçek hayatta Stalin’i temsil etmektedir. Çok zeki ve güçlü olan Napoleon, iktidarın tek sahibidir. Kendisine içki içme, yatakta uyuma, insan giysileri giyebilme gibi ayrıcalıklar tanırken, diğer hayvanlar bu uygulamalardan katı şekilde yoksun bırakılır. Snowball isimli domuz da Stalin’le giriştiği iktidar mücadelesini kaybeden Troçki’yi simgelemektedir. Napoleon’a göre kendini daha çok geliştirmiş yaratıcı bir domuzdur. Fakat iktidarın sahibi tarafından sürgüne gönderilmekten kurtulamaz. Squealer adlı domuz, konuşma yeteneği çok güçlü olan, söz oyunlarıyla çevresindeki hayvanları etkisi altına alabilme yeteneğine sahiptir. Napoleon’un sözcüsü olarak da adlandırabileceğimiz Squealer, o dönemde Sovyet yanlısı olan Pravda gazetesini simgelemektedir. Boxer ise zeki olmayan ama çok fazla çalışan bir attır. Kendisine söyleneni hiçbir şekilde sorgulamadan yapan, tek doğrusu ‘daha çok çalışacağım ve Napoleon her zaman haklıdır’ sözleridir. Oysa ölümünün Napoleon’dan geleceğini bilse yine bu kadar çok sadık ve çalışkan bir at olur muydu bilinmez. Muriel de domuzlar kadar olmasa da okumayı söken bilgili bir keçidir. Bu özelliğinden dolayı yöneticilere eleştiri yöneltebilecek olan işçi kesimini simgeler. Fakat inancını yitirmiş olmasından dolayı domuzlara karşı sesini çıkaramaz. Jones, kitapta çiftliğin sahibi olan insandır. Hayvanların bakımını ihmal eden, sürekli içki içen ve ayaklanmaya sebep olan karakterdir. Gerçek hayattaki çarlık dönemini simgelemektedir. Son olarak köpekler ise Napoleon’un korumalığını üstlenen, gerçek hayatta Sovyet Gizli Birliği’ni simgelemektedir. Çok fazla ortalarda gözükmeseler bile etkilidirler. Napoleon onları özel olarak eğitmiş ve Snowball’ın sürgüne gönderilmesinde büyük rol oynamışlardır.

Jones’in çiftliği önemsememesi ve hayvanların yaşadıkları sefil hayat çiftlikte bir ayaklanmaya neden olur ve Jones hayvanlar tarafından kovulur. Beylik çiftliğinin yeni adı hayvan çiftliği olarak değiştirilir. Zeki hayvanlar olarak bilinen domuzlar bu ayaklanmaya öncülük eder ve liderliği üstlenir. Hayvanların önünde artık yeni bir hayat vardır. Yepyeni bir düzen kurulur. Herkes eşittir, hiçbir ayrımcılık gözetilmeden, kendi ürettiklerini eşit şekilde paylaşarak tüketme hakimdir. İnsanlara benzemek, onlarla ticari ilişkilerde bulunmak yasaktır. Yedi madde şeklinde sıralanan bu kuralları çiğnemek söz konusu bile değildir. “Dört ayak iyi, iki ayak kötü” düşüncesiyle hareket edilir. Bütün hayvanlara okuma-yazma dersleri verilir. Fakat Muriel ve domuzlardan başka okumayı söken neredeyse hiçbir hayvan olmaz.

Buna rağmen herkes hayatından memnundur. Ancak zamanla işler tam tersine döner. Lider domuzlardan Snowball, Napoleon adlı domuzun öncülüğünde köpekler tarafından sürgüne gönderilir. İktidarın tek sahibi artık Napoleon olur. Asla çiğnenmeyecek olan kuralları bir bir çiğner. Hayvanları da Squaler sayesinde kolayca kandırmayı başarır. Sürekli çalışmalarına rağmen hayvanların aç bir şekilde uyuduğu günler bile gelir. Tüm çiftlik Jones’in zamanına dönüşür. Acımasız, baskıcı bir diktatörlük meydana gelmiştir. Hayvanlar çalışmaktan bunu bile fark edemez. Bir akşam vakti domuzlar bir ziyafet verir ve insanları işbirliği için davet eder. Büyük bir masanın etrafında toplanan domuzları ve insanları gören diğer hayvanlar olan biteni şaşkınlık içinde pencereden izler. Çünkü hayvanlarla insanların yüzlerini ayırt edemezler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here