Ali Ural Kimdir?

A. Ali Ural 1959 yılında Samsun’da dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan yazar yüksek öğrenimini aldıktan sonra editörlük yapmış ve Şule yayınlarını kurmuştur. 1989 yılında Merdiven Saat isimli aylık sanat dergisini çıkarmıştır. Kitap haber isimli iki aylık kitap ve kültür dergisini de yayınladı. Bu dergilerinde yayın yönetmenliği görevini de üstlenmiştir. A, Ali Ural ilk şiirini Manevra isimli dergide yayınlamıştır Kendi kurduğu dergilerinde düz yazı, şiir ve öykülerini yayınlamıştır. Şehir Tiyatrolarında Repertuvar kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Özgün Yazarlık dersleri veren Ali Ural bir sanat dergisi olan Karabatak dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır. 

Makyaj Yapan Ölüler

Ali Ural’ın içinde 40 adet farklı gazete haberini kendi yorumu ile anlattığı eseri. Gazete köşelerinde ütopik, sıradan veya alışılmış olmaları sebebiyle okuyucuların dikkatini çekmeyen haberleri şiirsel, derinlikli cümlelerle irdeleyip, farkedilir hale getirmiş kitap.

“Herkesin evinde geçireceği son bir gece vardır. Çiçek kokan bir bahar gecesi midir, karlar uçuşan bir kış gecesi mi bilinmez. Kiminin son gece mührü güneşle vurulur, kiminin son gece yaprağı rüzgarla savrulur.”

“Bir elbise eskiyene kadar kaç kez askıya asılır? Bir bardak kırılana kadar kaç kez yıkanır? Bir çekmece bozulana kadar kaç kez açılıp kapanır? Bir duvar yıkılana kadar kaç kez boyanır? Bir çiçek solana kadar kaç kez sulanır? Son gece gelene kadar neler yaşanır?”

“Bir tiyatro değildir ama her evin açılıp kapanan perdeleri vardır. bir oyun değildir ama sevinçler, kırgınlıklar, coşkular, üzüntüler, kızgınlıklar yaşanır. bir karnaval değildir ama yüzler silinip boyanır. “Keşke kırmasaydım!” Sözü ancak son gece sandıktan çıkarılır. “Keşke yapmasaydım!” ancak o gece hatırlanır. “Keşke” gecikmiş bir kelimedir. “Keşke” herkesin son gecesine koşmuş, “keşke” nefes nefesedir.”

“Her şey, hakkında çok az şey bilinen insan ruhunun bilgi, akıl, tecrübe, asalet ve inanç pencereleriyle donatılmış gizli odalarında cereyan ettiği için, dudak aynasında beliriveren bir tebessümün köklerini hangi sırrın içine saldığı meçhul kalır. Öyle tebessümler vardır ki, yüzyıllardır yaşayan soylu bir ağaç gibi, gölgesiyle sıcaklığımızı emiverir, dallarıyla omuzlarımıza dokunur, meyveleriyle avucumuzu aydınlatır.”

“Lütfen sessizlik! kimseyi korkunç ve keskin sesinizle rahatsız etmeye hakkınız yok. Korkmuş olmanız korkutmanızı gerektirmiyor, acı duymanız acıtmanızı. dehşetinizi, yürek darlıklarınızı, kaygılarınızı, sıkıntılarınızı kendinize saklayın. Bunalın ama bunaltmayın!”

“Sen eline bir uçurtmanın ipi tutuşturulana kadar göğe bakmadın. Yaprakların arasında meyveleri görünmeseydi hiç ağaca çıkmazdın. Topacın olmasaydı dönmeyecekti dünya, kayığın olmasaydı akmayacaktı su, topun olmasaydı zıplamayacaktın.”

“Bu kadar çok sahibi olan ve herkesin birbirine bir şeyler satmak ya da kiralamak için çırpındığı devasa bir çarşıya dönüşen dünyada, hala satılamayacak ya da kiralanamayacak şeylerin olduğuna inanmak istiyor, camlarında ve direklerinde o iki kelimenin yazmadığı bir cadde arıyorum. Öyle bir cadde ki, orada sahip olmak ya da elden çıkartmak, bir süreliğine vermek ya da almayı önemsiz kılan bir değer olsun.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here