Ivan Illich Kİmdir?

Ivan Illich, 1926 yılında Viyana’da doğdu. Roma’da teoloji ve felsefe okuduktan sonra Salzburg Üniversitesi’nde tarih üzerine doktora yaptı. Aynı zamanda din adamı olan Ivan, 50’lerde Amerika’da İrlandalı ve  Porto Rico’lu nüfusun olduğu bir bölgede rahip yardımcısı olarak görev yaptı. 1956’dan 1960’a kadar Porto Rico’da bulunan Katolik Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı görevini yürüttü. Kendisinin kaleme aldığı bazı önemli eserler; Bilinçliliğin Kutlanışı, Şenlik Araçları, Enerji ve Hakkaniyet ve Sağlığın Gaspı şeklinde sıralanabilir.

Okulsuz Toplum

Ivan Illich, bu kitabında okulsuz bir toplum tasavvurunu ekonomik, sosyal ve politik açıdan irdelemiş; kamu tekelinin işlevini Amerikan okulları çerçevesinde ele almıştır. Illich’e göre; zorunlu bir müfredatı izlemeyi gerektiren, sınırlı yaş aralığındaki bireylerden ve alanında belli ihtisasa sahip eğitmenlerden oluşan okul kurumu kutuplaştırıcı ve ayrımcı nitelikler taşımaktadır. Okul, gizliden gizliye uyguladığı öğretim programı aracılığıyla orta sınıf ideolojisini bireylere dayatan, beyin yıkayan politik bir aygıttır. Kendi ifadesiyle de “okul, bir reklam ajansıdır.” Neyin yanlış, neyin doğru olacağına dair sürekli zoraki talimatlar uygulayan okul yönetimi, bireyin beklenti ve ihtiyaçlarını yok saymaktadır.

Okulun sanıldığı gibi ilim irfan yuvası olmadığını savunan Illich, okulun aslında seri üretime dayalı tek tip bireyler ürettiğini öne sürer. Çünkü okul bizi sertifika ve diplomaya göre şartlandırarak, bizden de karşılığında koşulsuz bir itaat ve kölelik beklemektedir. Her geçen gün eğitim sisteminde uygulanan ödül ve ceza yöntemi, atletizm pistinde durmaksızın koşan yarışmacılar gibi bireyleri rekabete ve mücadeleye zorlamaktadır. Neticede yarış psikolojisi de toplumda ruhsal tahribata, aşağılık kompleksine neden olmaktadır. Baskıcı kuralların etrafında ezilen, kendi yaratıcılıkları ve düşleri engellenen çocuklar sürekli okul kurumuna nefret kusmaktadır.

Okul örgütüne alternatif olarak Illich “fırsat ağı” adını verdiği öğrenme ağlarını öne sürer. Her yaş grubundan bireyi barındıran öğrenme ağları teknolojik imkânlardan olabildiğince yararlanmayı gerektirir. Kişi halka açık öğrenme ağları aracılığıyla kendi kendine içsel motivasyonunu oluşturur; ilgi duyduğu ve yetenekli olduğu alanlarda kendi özgür iradesiyle eğitim alabilir, partnerleriyle iletişime geçip tartışma ortamı oluşturabilir. Burada eğitmene herhangi bir bağımlılık ve itaat de söz konusu değildir. Kendi yaratıcı potansiyellerini ortaya çıkarabilen bireyler daha özgür bir eğitim alır, üretken olma yolunda hızla ilerler.

“Okul bize öğretimin öğrenmeyi ürettiğini öğretmektedir.” diyen Illich öğrenmenin çoğunlukla kendiliğinden, okul dışında, isteğe bağlı olarak gerçekleştiğini vurgular. Deneyimi hiçe sayan okul salt kuramlarla zihnimizi kısırlaştırmakta, bakış açımızı daraltmakta, bizi gerçek yaşamın yalınlığından koparmaktadır. Illich öğrenme ediminin öğretme aracılığıyla gerçekleşmediğinden bahsederken, ana dilini kendi kendine öğrenen küçük yaştaki çocukları örnek verir. Çocuklar konuşmayı, hissetmeyi, düşünmeyi, oyun oynamayı ebeveynleri, bakıcıları ya da öğretmenleri aracılığıyla öğrenmezler. Bizatihi taklit ve gözlemle öğrenirler. Öğretmen ise kişinin kendi kendine öğrendiği eğitim serüvenine kılavuzluk eden bir rehberdir. Öğrenme süreci ise sonsuzluğa doğru akıp giden bir döngüdür. Öğretmenlere bağımlı bir öğrenme anlayışının merkeze alındığı okul örgütüne karşı çıkan Illich, öğretmenlerin toplumda “terapist, ebeveyn, vaiz” olarak yüceltilmesini tenkit eder. Zira öğretme diye bir şey yoktur, öğrenmeyi teşvik etme ve kolaylaştırma diye bir şey vardır.

“Toplumu okulsuzlaştırmak ve yaşantımızı kurumsal hayattan uzaklaştırıp arındırmak mümkün müdür? ” Sorusuna cevap arayan eseri okurken eğitim ve öğretim konusuna farklı bir pencereden bakma fırsatı bulacaksınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here