Otogar Emanetçisi

Genç adam, gözlerini birazdan hareket edecek otobüse dikmiş ve son ana kadar dışarıda beklemekte karar kılmıştı. Kitaplarının da içinde bulunduğu çantasından sigara paketini zor da olsa çıkarmış kalan son sigarasını da ateşlemişti. Simsarların bağırışları, çocuk sesleri, veda konuşmaları arasında, çiseleyen yağmurun içinden ellerindeki valizleri otobüse yetiştirmeye çalışan zayıf, orta yaşlarda, seyrek sakallı, gözleri çökük, esmer benizli adamı gördü. Muavinin tepkilerinden otogarın emanetçisi olduğunu anladı. Zayıf vücudundan sarkan gömleği, geniş kumaş pantolonu ve eskimiş kundurasıyla adımlarını sıklaştırarak otobüse yetişmeye çalışıyordu. Ökçesine bastığı kunduralarından birisi ayağından çıktı ve yüzükoyun yere düştü. Genç adam yardım için koştu. Omuzlarından yakaladığı adamı bir çırpıda kaldırdı. Yüzünü, avuç içlerini, dizlerini yoklayan adam ‘Sağolasın delikanlı bir şeyim yok.’ dedi. Genç yerde duran kâğıda yöneldi, küçük kâğıdın üst kısmında ‘Ertelenmiş Şiir’ yazıyordu. Kafasını kaldırdığında gömleğinin üst cebini yoklayan emanetçiyle göz göze geldi. Utanmıştı. Özür dileyerek kâğıdı adama uzattı. Dergilere yeni yeni yazmaya başladığı şiirlerini gönderen genç, dayanamayarak sordu: Kâğıtta yazan şiir galiba değil mi?

‘Evet, evlat kâğıttaki şiir ben de şairim’ dedi. Şairim, lakin hiç vaktim olmadı şiir yazmaya velhasıl âşık olmaya. Ellerime bak evlat.

Hiç vaktim olmadı, gittiğim yerlerde varlığımı hissettiren bir duygunun vehmine kapılmaya. Ömrüm dur kalklarda, al verlerde, kaybolan valizlerin yalnızlıklarında, gidenlerin gidemeyişlerinde, kalanların gidişleri bir türlü kabullenemeyişlerinde geçti.

‘Evlat’ dedi. Şairim, evet. Ellerime iyi bak. Hangi şiirin mısralarında yer bulabilir kendine bu kör nasırlar. Evet, şairim evlat. Her gün her saat her an bir şiire şahidim. Zaten her şiir biraz hüzün, biraz gözyaşı, çokça ayrılık değil midir? Bazen de yalnızlık kimi zaman vuslat ancak her daim aşk.

Evet, şairim evlat. Ellerim kalem tutmasa da şahidim üzerine şiirler yazılmış ve yazılacak olan tüm acılara, sevinçlere, ayrılıklara ve adı henüz konmamış sevdalara…

M. Musab ÖNDER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here