İnsan bir sokağa, bir caddeye ya da bir bulvara adım atmadan, kaldırımlarını arşınlamadan, tozlu ve kirli havasını ciğerlerine çekmeden o ortamda bulunabilir mi? Bazen bir mekânda bulunmak için orada bedenen mi var olmak gerekir? Bu soruların cevabı sanırım her zaman evet olmak zorunda değildir. Eğer bu sorulara kesin olarak evet dersek belki de kitaplarla özellikle öyküler ve romanlarla aramıza uzun mesafeler koymuş oluruz. Evet, öyküler ve romanlar bizi bulunduğumuz zaman ve mekândan sıyırıp alır. Hem de öyle bir alır ki daldığımız kitaptan kafamızı kaldırıp da etrafımıza baktığımız zaman nerede olduğumuzu şaşırdığımız zamanlar olur. Hikâyenin içine o kadar girmiştir ki insan normal hayata döndüğünde bile karakterlerin diyalogları zihninde sürüp gitmektedir. Okurken temas ettiğimiz mekândan kendimizi çekip çıkarmamız zaman alır.

Neva bulvarı ve Ressam Piskarevle tanıştığımız zaman tam da bu süreçleri yaşarız aslında. O büyük bulvarda kaldırımlarda yürüyüp birbirlerine bakmadan işlerine yetişmeye çalışan memurlar, akşamları sokak lambalarının yanmasıyla başlayan eğlenceler, ışıklar saçan dükkânların önünden geçen askerler ve daha birçok manzara bizi beklemektedir.

Bulvarın tasvirleri arasında dolanırken birden karşımıza Ressam Piskarev çıkar. Onun hikâyesine belki de ilk görüşte aşk yahut sevginin en saf, en yalın hali diyebiliriz. Fakat dünya ve içindekiler onun kadar saf ve temiz değildir. Ressam Piskarev Neva Bulvarında adım adım ilerlerken O’nu görür. O başkadır. Sanki dünyadaki bütün güzel ve iyi şeyleri temsil etmektedir. Işıl ışıl ışıldamaktadır. Piskarev dayanamaz. Kadının onu peşinden sürükleyen bir cazibesi vardır ve Piskarev bu cazibeye kapılıp kadını takip etmeye başlar. Başka türlüsü de düşünülemez zaten. Takibini sürdüren Piskarev kadının arkasından bir apartmana girer basamakları çıkar ve sonunda kadının aralık bıraktığı kapıdan içeriye adımını atar. Etrafına bakar. Ters giden bir şeyler vardır. Bu ev sıradan insanların, ailelerin yaşadığı evlerden çok farklıdır. Evde başka erkekler ve kadınlar bulunmakta, insanı bunaltan bir kasvet barındırmaktadır. Ayrıca camlarda perdeler yoktur ve güneş ışınları direk içeriye girmektedir. Evet, Piskarev anlamıştır. Bazı şeyler bilinince ve anlaşılınca acı verir. Piskarev acısını ruhunun en derinlerinde hissetmektedir. Yeryüzündeki bütün denizler ve okyanuslar birleştirilse de boca edilse onun yüreğine söner miydi bu yangın. Sanmıyorum.

Piskarev döner. Sırtına kambur olmuş, ruhuna sığınak olmuş, kalbinin yaralarına kabuk olmuş evine döner. Çaresizdir. İnsan çaresiz kalınca hayal etmekten başka ne yapabilir. Belki de umudun tükendiği yerde başlar hayaller. Ve de rüyalar. Piskarev gerçek dünyada bulamadığını rüyalarında arar. Bilinçaltının en derinlerinde. Bir kahramandır o. Bir kadını bulunduğu çıkmazdan kurtaran, ona iffetini geri veren, güzelliğin ve ahlakın yegâne kahramanı. Bütün gece hayallerinde ve rüyalarında çarpışır ve sabah uyanır.

Evet, şimdi gerçekten kahraman olmanın zamanıdır. Evinden çıkar, Neva bulvarının kaldırımlarını bir kez daha aşındırır ve tekrar aynı basamakları adımlar.    Kapıyı çalar ve kadın karşısında belirir. Kısa bir konuşma ve alaylardan sonra Piskarev yine umutsuz bir şekilde geri dönmek zorunda kalır. Yine evine döner Piskarev. Bu sefer mahvolmuştur. Ne düşüneceğini ne yapacağını bilemez. İçinde bulunduğu gerçekliğin azabını çekmektedir. Nasıl kurtulabilir? Aklındaki cevapsız sorulardan, karşılık bulamayan sevgisinin verdiği eziyetten ve en önemlisi de böyle bir güzelliğin nasıl olurda böyle bir ahlaka sahip olabileceği düşüncesinden nasıl kurtulabilir?

Piskarev bir jiletin keskin tırnaklarına sığınmıştır. Evi bilmiştir o jileti. Belki de onu anlayan tek nesne odur. Acılarını dindirecek, ruhunu özgür bırakacak tek yardımcısıdır. Sarılır ona Piskarev hiç kimseye sarılmadığı gibi. Boğazının tadını tattırır ona. Kanla besler onu. O kanla beslendikçe Piskarev kanatlanır. Yavaş yavaş çırpar kanatlarını ve özgürce uçmaya başlar.

                                                                                     M. Abdullah ÖNDER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here